•  

    KASIM 2007
    1- İlçe Kaymakamı Adem USLU Bey'in Cumhuriyet Bayramı Konuşma Metni

     

    CUMHURİYET BAYRAMI KONUŞMASI

     

     

    Değerli Mesai Arkadaşlarım

    Kıymetli öğretmenler

    Sevgili öğrenciler ve

    Aziz Sarıgöllü vatandaşlarım,

     

    Bugün, tarihin ve şu gök kubbenin şahitliğinde, bir çok yıkılışa ve dirilişe şahit olmuş Bozdağlar’ın, Gediz Ovası’nın   şahitliğinde, Ali Suyabatmaz’ın, Bekir Boğa’nın, Muammer Kara’nın, Ahmet Şılak’ın, Esin Akay’ın, Mustafa Karınca’nın, Yakup Çavuşların, Hüseyin Ağaların, Ethem Hocaların, Mazlum Beylerin,  gazilerin ve şehitlerin şahitliğinde, ceddimizin ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, son devletimizi kuranların manevi huzurunda, devletimizin en büyük bayramını, Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere toplandık. Ne mutlu bizlere … Ne mutlu Türküm diyene…

     

    Aziz Sarıgöllü vatandaşlarım!

     

    Cumhuriyet; cumhurun, yani halkın  kendi kendisini yönetmesi demektir  ve temelinde insan unsuru olan yönetim biçimlerinin en faziletlisidir. Türk Milletinin karakterine  en uygun yönetim biçiminin cumhuriyet olduğunu gören  Atatürk, zaferin çok öncesinde yeni kurulacak devletin yönetim biçimini zihninde şekillendirmiş ve  daha Sivas Kongresi zamanında zaferden sonra devletin yönetim biçiminin cumhuriyet olacağını yakın çevresine bildirmişti. Nihayet Ata’nın bu arzusu 29 Ekim 1923’te Büyük Millet Meclisi’nin oy birliği ile aldığı kararla vücut bulmuş ve  bundan 84 yıl önce bugün Türkiye devletinin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu tüm dünyaya ilan edilmiştir.

     

    Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet salt bir yönetim biçimi olmaktan öte, fertleri iyi eğitilmiş, muasır medeniyet seviyesini aşmış bir millet ile   ilimde, fende, teknolojide, sanayide gelişmiş, dünya siyasetinde figüran değil başrol oynayan bir devlet oluşturmayı hedefleyen bir uygarlık projesidir.  Nitekim adeta bitti, tükendi sanılan bir milletin küllerinden yeniden doğuşu olan ve  çok zor şartlar altında kurulan  Cumhuriyetimiz bu hedefler istikametinde 1923'ten günümüze  büyük mesafeler kat etmiştir.

     

    Değerli Vatandaşlarım!

     

    84 yıldır her geçen yıl daha da artan bir  coşku ile kutladığımız Cumhuriyet Bayramımızı bu yıl ne yazık ki buruk ve hüzün dolu olarak  kutlamaktayız. Son 3 hafta içinde hain terör örgütünün kalleş saldırıları sonucu hayatlarını kaybeden Mehmetçiklerimizin acısını halen milletçe bütün sıcaklığıyla yüreğimizde hissetmekteyiz. Bu vesileyle  Gabar ve Dağlıca şehitlerimiz başta olmak üzere terörle mücadelede hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor ve milletimize sabırlar diliyorum.

     

    Nice badireleri, nice kara günleri birlik, beraberlik ve dayanışma duygusuyla çok kısa sürede aşan  aziz milletimiz bu günleri de aynı birlik, beraberlik ve dayanışma duygusu ile  aşacaktır. Bu tür acılar bizi üzmekte ama aynı zamanda devletimize ve cumhuriyetimize daha bir güçlü sarılmamıza ve sahip çıkmamıza, milletimizin doğulusuyla batılısıyla kuzeylisiyle güneylisiyle yek vücut olarak vatanına ve devletine sımsıkı sarılmasına  vesile olmaktadır.

     

     

    Değerli Vatandaşlarım!

     

    19. yüzyılın ilk yarısından bu yana, “Şark Meselesi” adı altında Anadolu’daki Türk devletini ve Türk varlığını yok etmeyi planlayan ve  bu amaçla, bundan 88 yıl önce  ülkemizi işgale kalkışan ancak, 20. yüzyılın tartışmasız dehası Mustafa Kemal’in önderliğinde  kenetlenen Türk Milletinin kararlılığı karşısında yenilerek geri adım atmak zorunda kalan işgalci şer güçler bugün; devletimizin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne  yönelik yeni hain planlarla, yeni senaryolarla  karşımızdadır. 

     

    Ülkemizde gayrimüslimlerin dışında yeni azınlıklar yaratma gayretleri alabildiğine artmıştır. İçlerinde müttefiklerimizin de bulunduğu  bazı batılı ülkeler; bir taraftan parlamentolarında   kabul ettikleri  soykırım  safsatalarıyla Anadolu’nun doğusunu Ermenilere peşkeş çekebilmenin zeminini hazırlamaya çalışmakta,  diğer  taraftan da  bazen el altından, bazen de alenen destekledikleri   bölücü terör örgütü faaliyetleriyle  Güneydoğu illerimizin vatandan kopartılmasına  yönelik hain çalışmalara yataklık etmektedir.  Artık açıkça  görülmektedir ki bu faaliyetlerin nihai amacı  Sevr’den başka bir şey değildir. Bundan 87 yıl önce   hazırladıkları,  ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki   Türk Milletinin kendi başlarına geçirerek paramparça ettiği Sevr tabutunun çivileri, bugün bu güçlerce milletimiz için yeniden  çakılmaya çalışılmaktadır.

     

    Oysa bu Sevr’ciler, soykırımcılar, bölücü şer güçler ve onların bil umum destekçileri ve uşakları  bilmelidirler ki, millet olarak  bugünkü sessizliğimiz; aczimizden, zayıflığımızdan değil, milli hasletimiz olan vakur ve ağırbaşlılığımızdan olup, fırtına öncesi dinginliğimizdir. 

     

    Buradan devletimizi zayıf düşürmeye, bölmeye, parçalamaya çalışan  içerdeki ve dışarıdaki  şer güçlere sesleniyorum: Devletimizin üzerindeki hain emellerinizden vazgeçin. Lozan’da attığınız imzaya sadık olun. Türk milletinin sabrını zorlamayın. Bu milletin sabrı bir taşarsa neler olduğunu İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kıbrıs’ta, Beşparmak dağlarında yediğiniz sillelerden  çok iyi bilmektesiniz. Ve yine çok iyi bilmelisiniz ki, Büyük Önder  Atatürk’ün  “mesele vatan ise gerisi teferruattır” sözünün ışığında, mesele ülke savunması olduğunda Çanakkale’de Sarıkamış’ta gözünü kırpmadan  ölüme, şehadete yürüyenlerin evlatları;  eğer vatan uğruna can verilecekse  can, kan verilecekse  kan verir…   Bir Mehmet olarak düştüğü yerden   bin Mehmet  olarak kalkar   ve son Mehmet düşene dek yere, vatanın bir karış toprağını yar etmez kimselere…

     

    Değerli Vatandaşlarım!

     

    Cumhuriyetimizin 100. yılına 16 yıl kaldı.  Vakit “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek halkına her şartta inanan Mustafa Kemal’in  bu güveni doğrultusunda, Cumhuriyet'in 100. yılında dünyanın en güçlü ülkelerinden birisi olma yolunda Sarıgöl’ün katkı ve katılımını azamiye  çıkarma vaktidir. Vakit, muasır medeniyet yürüyüşüne, Atatürk’ün gösterdiği istikamette azimle, kararlılıkla devam etme vaktidir.

     

     

    Sevgili Gençler!

     

    Cumhuriyetimizin ve devletimizin teminatı sizlersiniz. Büyük Önderimiz, Cumhuriyet’i ve devletimizi sizlere emanet etmiştir. Etrafımızdaki şer çemberini görüyorsunuz. Devletimizi hedef alan bu  şer emelleri geçersiz kılmak, gençliği çelik gibi bir iradeye sahip güçlü bir Türkiye’nin varlığı ile mümkündür.

     

    Bu çerçevede; öncelikle ideal sahibi olun. Bu idealde rehberiniz bilim ve gönül olmalıdır. Beyninizi ve aklınızı  bilimle, bilgiyle; günlünüzü de vatan sevgisiyle, Türkiye sevgisiyle  doldurun. Temel gayeniz, kendinizin  çıkarları ötesinde, bu ülke için, bu millet için, Türk  dünyası için ve insanlık için olsun. Kendinden önce milletini düşünen bir neslin ruhu Kuva-i Milliye Ruhudur. Atatürk Ruhudur. Sizler bu ruha sahip olduğunuz sürece, Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa uzanacak, ilelebet payidar kalacaktır.

     

    Bu duygularla, Cumhuriyetimizin 84. yılına ulaşmasının mutluluğu ve gururu içerisinde, Cumhuriyet Bayramınızı kutluyor, başta devletimizi bize emanet eden Büyük Önderimiz Atatürk ve onun silah arkadaşları ile  özellikle son dönemde hain pusularda   hayatlarını kaybeden  Gabar ve Dağlıca şehitlerimiz olmak üzere Devletimizin birliği ve  bütünlüğüne  sıkılan her hain kurşuna göğsünü siper eden  aziz şehitlerimizi   ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.29.10.2007

     

     

     

                                                                                                                     Adem  USLU