|
1-
İlçe Kaymakamı Adem
USLU Bey'in Cumhuriyet Bayramı Konuşma Metni
CUMHURİYET BAYRAMI KONUŞMASI
Değerli Mesai Arkadaşlarım
Kıymetli öğretmenler
Sevgili öğrenciler ve
Aziz Sarıgöllü vatandaşlarım,
Bugün, tarihin ve şu gök kubbenin şahitliğinde, bir çok
yıkılışa ve dirilişe şahit olmuş Bozdağlar’ın, Gediz
Ovası’nın şahitliğinde, Ali Suyabatmaz’ın, Bekir
Boğa’nın, Muammer Kara’nın, Ahmet Şılak’ın, Esin Akay’ın,
Mustafa Karınca’nın, Yakup Çavuşların, Hüseyin Ağaların,
Ethem Hocaların, Mazlum Beylerin, gazilerin ve
şehitlerin şahitliğinde, ceddimizin ve başta Mustafa
Kemal Atatürk olmak üzere, son devletimizi kuranların
manevi huzurunda, devletimizin en büyük bayramını,
Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere toplandık. Ne mutlu
bizlere … Ne mutlu Türküm diyene…
Aziz Sarıgöllü vatandaşlarım!
Cumhuriyet; cumhurun, yani halkın kendi kendisini
yönetmesi demektir ve temelinde insan unsuru olan
yönetim biçimlerinin en faziletlisidir. Türk Milletinin
karakterine en uygun yönetim biçiminin cumhuriyet
olduğunu gören Atatürk, zaferin çok öncesinde yeni
kurulacak devletin yönetim biçimini zihninde
şekillendirmiş ve daha Sivas Kongresi zamanında
zaferden sonra devletin yönetim biçiminin cumhuriyet
olacağını yakın çevresine bildirmişti. Nihayet Ata’nın
bu arzusu 29 Ekim 1923’te Büyük Millet Meclisi’nin oy
birliği ile aldığı kararla vücut bulmuş ve bundan 84
yıl önce bugün Türkiye devletinin yönetim şeklinin
Cumhuriyet olduğu tüm dünyaya ilan edilmiştir.
Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet salt bir
yönetim biçimi olmaktan öte, fertleri iyi eğitilmiş,
muasır medeniyet seviyesini aşmış bir millet ile
ilimde, fende, teknolojide, sanayide gelişmiş, dünya
siyasetinde figüran değil başrol oynayan bir devlet
oluşturmayı hedefleyen bir uygarlık projesidir. Nitekim
adeta bitti, tükendi sanılan bir milletin küllerinden
yeniden doğuşu olan ve çok zor şartlar altında kurulan
Cumhuriyetimiz bu hedefler istikametinde 1923'ten
günümüze büyük mesafeler kat etmiştir.
Değerli Vatandaşlarım!
84 yıldır her geçen yıl daha da artan bir coşku ile
kutladığımız Cumhuriyet Bayramımızı bu yıl ne yazık ki
buruk ve hüzün dolu olarak kutlamaktayız. Son 3 hafta
içinde hain terör örgütünün kalleş saldırıları sonucu
hayatlarını kaybeden Mehmetçiklerimizin acısını halen
milletçe bütün sıcaklığıyla yüreğimizde hissetmekteyiz.
Bu vesileyle Gabar ve Dağlıca şehitlerimiz başta olmak
üzere terörle mücadelede hayatlarını kaybeden bütün
şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor ve milletimize
sabırlar diliyorum.
Nice badireleri, nice kara günleri birlik, beraberlik ve
dayanışma duygusuyla çok kısa sürede aşan aziz
milletimiz bu günleri de aynı birlik, beraberlik ve
dayanışma duygusu ile aşacaktır. Bu tür acılar bizi
üzmekte ama aynı zamanda devletimize ve cumhuriyetimize
daha bir güçlü sarılmamıza ve sahip çıkmamıza,
milletimizin doğulusuyla batılısıyla kuzeylisiyle
güneylisiyle yek vücut olarak vatanına ve devletine
sımsıkı sarılmasına vesile olmaktadır.
Değerli Vatandaşlarım!
19. yüzyılın ilk yarısından bu yana, “Şark Meselesi” adı
altında Anadolu’daki Türk devletini ve Türk varlığını
yok etmeyi planlayan ve bu amaçla, bundan 88 yıl önce
ülkemizi işgale kalkışan ancak, 20. yüzyılın tartışmasız
dehası Mustafa Kemal’in önderliğinde kenetlenen Türk
Milletinin kararlılığı karşısında yenilerek geri adım
atmak zorunda kalan işgalci şer güçler bugün;
devletimizin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne
yönelik yeni hain planlarla, yeni senaryolarla
karşımızdadır.
Ülkemizde gayrimüslimlerin dışında yeni azınlıklar
yaratma gayretleri alabildiğine artmıştır. İçlerinde
müttefiklerimizin de bulunduğu bazı batılı ülkeler; bir
taraftan parlamentolarında kabul ettikleri soykırım
safsatalarıyla Anadolu’nun doğusunu Ermenilere peşkeş
çekebilmenin zeminini hazırlamaya çalışmakta, diğer
taraftan da bazen el altından, bazen de alenen
destekledikleri bölücü terör örgütü faaliyetleriyle
Güneydoğu illerimizin vatandan kopartılmasına yönelik
hain çalışmalara yataklık etmektedir. Artık açıkça
görülmektedir ki bu faaliyetlerin nihai amacı Sevr’den
başka bir şey değildir. Bundan 87 yıl önce
hazırladıkları, ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün
önderliğindeki Türk Milletinin kendi başlarına
geçirerek paramparça ettiği Sevr tabutunun çivileri,
bugün bu güçlerce milletimiz için yeniden çakılmaya
çalışılmaktadır.
Oysa bu Sevr’ciler, soykırımcılar, bölücü şer güçler ve
onların bil umum destekçileri ve uşakları bilmelidirler
ki, millet olarak bugünkü sessizliğimiz; aczimizden,
zayıflığımızdan değil, milli hasletimiz olan vakur ve
ağırbaşlılığımızdan olup, fırtına öncesi
dinginliğimizdir.
Buradan devletimizi zayıf düşürmeye, bölmeye,
parçalamaya çalışan içerdeki ve dışarıdaki şer güçlere
sesleniyorum: Devletimizin üzerindeki hain
emellerinizden vazgeçin. Lozan’da attığınız imzaya sadık
olun. Türk milletinin sabrını zorlamayın. Bu milletin
sabrı bir taşarsa neler olduğunu İnönü’de, Sakarya’da,
Dumlupınar’da, Kıbrıs’ta, Beşparmak dağlarında yediğiniz
sillelerden çok iyi bilmektesiniz. Ve yine çok iyi
bilmelisiniz ki, Büyük Önder Atatürk’ün “mesele vatan
ise gerisi teferruattır” sözünün ışığında, mesele ülke
savunması olduğunda Çanakkale’de Sarıkamış’ta gözünü
kırpmadan ölüme, şehadete yürüyenlerin evlatları; eğer
vatan uğruna can verilecekse can, kan verilecekse kan
verir… Bir Mehmet olarak düştüğü yerden bin Mehmet
olarak kalkar ve son Mehmet düşene dek yere, vatanın
bir karış toprağını yar etmez kimselere…
Değerli Vatandaşlarım!
Cumhuriyetimizin 100. yılına 16 yıl kaldı. Vakit
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek halkına
her şartta inanan Mustafa Kemal’in bu güveni
doğrultusunda, Cumhuriyet'in 100. yılında dünyanın en
güçlü ülkelerinden birisi olma yolunda Sarıgöl’ün katkı
ve katılımını azamiye çıkarma vaktidir. Vakit, muasır
medeniyet yürüyüşüne, Atatürk’ün gösterdiği istikamette
azimle, kararlılıkla devam etme vaktidir.
Sevgili Gençler!
Cumhuriyetimizin ve devletimizin teminatı sizlersiniz.
Büyük Önderimiz, Cumhuriyet’i ve devletimizi sizlere
emanet etmiştir. Etrafımızdaki şer çemberini
görüyorsunuz. Devletimizi hedef alan bu şer emelleri
geçersiz kılmak, gençliği çelik gibi bir iradeye sahip
güçlü bir Türkiye’nin varlığı ile mümkündür.
Bu çerçevede; öncelikle ideal sahibi olun. Bu idealde
rehberiniz bilim ve gönül olmalıdır. Beyninizi ve
aklınızı bilimle, bilgiyle; günlünüzü de vatan
sevgisiyle, Türkiye sevgisiyle doldurun. Temel gayeniz,
kendinizin çıkarları ötesinde, bu ülke için, bu millet
için, Türk dünyası için ve insanlık için olsun.
Kendinden önce milletini düşünen bir neslin ruhu Kuva-i
Milliye Ruhudur. Atatürk Ruhudur. Sizler bu ruha sahip
olduğunuz sürece, Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa
uzanacak, ilelebet payidar kalacaktır.
Bu duygularla, Cumhuriyetimizin 84. yılına ulaşmasının
mutluluğu ve gururu içerisinde, Cumhuriyet Bayramınızı
kutluyor, başta devletimizi bize emanet eden Büyük
Önderimiz Atatürk ve onun silah arkadaşları ile
özellikle son dönemde hain pusularda hayatlarını
kaybeden Gabar ve Dağlıca şehitlerimiz olmak üzere
Devletimizin birliği ve bütünlüğüne sıkılan her hain
kurşuna göğsünü siper eden aziz şehitlerimizi ve
kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor,
sevgi ve saygılar sunuyorum.29.10.2007
Adem
USLU
|